
KÜRESEL BİYOÇEŞİTLİLİK GÜNDEMİNDE BİZ DE VARIZ:
GÖNDER COP17 Akreditasyonunu Aldı
Geleceği Önemseyenler Derneği (GÖNDER) olarak, Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin (Convention on Biological Diversity – CBD) 17. Taraflar Konferansı’na (COP17) gözlemci sivil toplum kuruluşu olarak katılım için yaptığımız başvuru onaylandı.
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Sekretaryası tarafından kabul edilen akreditasyonumuzla birlikte GÖNDER; biyoçeşitliliğin korunması, ekosistemlerin sürdürülebilir kullanımı, iklim dirençliliği, ormancılık, insan ve çevre sağlığı gibi birbirleriyle yakından ilişkili alanlarda yürütülen küresel görüşmeleri gözlemci kuruluş statüsüyle takip etme imkânı elde etti.
COP17, 19–30 Ekim 2026 tarihleri arasında Ermenistan’ın başkenti Erivan’da gerçekleştirilecek. Konferans; ülkelerin resmi temsilcilerinin yanı sıra uluslararası kuruluşları, bilim insanlarını, üniversiteleri, sivil toplum örgütlerini, yerel toplulukları ve farklı sektörlerden paydaşları küresel biyoçeşitlilik gündemi etrafında bir araya getirecek. COP17 ile eş zamanlı olarak Cartagena Biyogüvenlik Protokolü’nün 12. Taraflar Toplantısı ve Nagoya Protokolü’nün 6. Taraflar Toplantısı da gerçekleştirilecek.
https://www.cbd.int/conferences/2026
BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK SÖZLEŞMESİ VE COP SÜRECİ
Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, biyolojik çeşitlilik kaybının küresel ölçekte ciddi bir çevresel, ekonomik ve toplumsal sorun haline gelmesi üzerine geliştirilen en önemli uluslararası düzenlemelerden biridir.
Sözleşme metni 1992 yılında kabul edilmiş, Rio de Janeiro’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı sırasında imzaya açılmış ve 29 Aralık 1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İlk Taraflar Konferansı 1994 yılında gerçekleştirilmiş; o tarihten bu yana COP toplantıları, biyolojik çeşitliliğin korunmasına ilişkin küresel politikaların ve uygulamaların şekillendirildiği temel karar platformlarından biri olmuştur.
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi üç temel amaç üzerine kuruludur: biyolojik çeşitliliğin korunması, biyolojik kaynakların sürdürülebilir biçimde kullanılması ve genetik kaynakların kullanımından doğan faydaların adil ve hakkaniyetli paylaşılması.
Taraflar Konferansı, yani COP, Sözleşme’nin en üst karar organıdır. Günümüzde olağan COP toplantıları genel olarak iki yılda bir gerçekleştirilmekte ve Sözleşme’nin uygulanması, bilimsel gelişmeler, finansman, uluslararası iş birliği ve yeni küresel hedefler bu toplantılarda ele alınmaktadır.
COP17 NEDEN ÖNEMLİ?
COP17, biyoçeşitlilik açısından yalnızca yeni kararların tartışılacağı bir toplantı olmayacak. Konferans, Kunming–Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin uygulanmasına ilişkin ilk küresel toplu değerlendirmeye sahne olacak.
2022 yılında COP15 kapsamında kabul edilen Kunming–Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi, dünya genelinde biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmak ve tersine çevirmek amacıyla geliştirilen temel küresel yol haritasıdır. Çerçeve; 2050 yılına yönelik dört uzun vadeli hedef ile 2030 yılına kadar gerçekleştirilmesi öngörülen 23 küresel hedef içermektedir.
Bu hedefler arasında ekosistemlerin korunması ve restorasyonu, tehdit altındaki türlerin korunması, kara ve deniz alanlarının etkin yönetimi, kirliliğin azaltılması, pestisitlerin ve tehlikeli kimyasalların oluşturduğu risklerin azaltılması, sürdürülebilir tarım ve ormancılık, iklim değişikliğinin biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkilerinin sınırlandırılması, bilimsel ve teknik iş birliğinin geliştirilmesi ve toplumun karar süreçlerine daha etkin katılımı gibi çok geniş bir konu yelpazesi bulunmaktadır.
Bu yönüyle COP17; ülkelerin ve diğer aktörlerin 2022’den bu yana ortaya koyduğu politikaların, ulusal hedeflerin ve uygulamaların ne ölçüde ilerlediğinin değerlendirildiği önemli bir dönüm noktası olacaktır.
BİYOÇEŞİTLİLİK VE SAĞLIK:
Biyoçeşitlilik ve sağlık COP17’nin önemli gündemlerinden biri
Biyolojik çeşitlilik yalnızca bitki ve hayvan türlerinin korunmasıyla ilgili bir çevre konusu değil elbette. İnsan sağlığı, hayvan sağlığı, gıda güvenliği, temiz su ve hava, bulaşıcı hastalıkların kontrolü, iklim değişikliğine uyum ve sağlıklı yaşam koşullarının sürdürülebilmesi açısından da temel bir belirleyicidir.
Bu nedenle “Biyoçeşitlilik ve Sağlık” COP17’nin resmi gündem başlıklarından biridir. COP17 hazırlıkları kapsamında CBD Sekretaryasının belirlediği temel gündem maddeleri arasında kaynakların harekete geçirilmesi, genetik kaynaklara ilişkin dijital dizi bilgileri, biyoçeşitlilik ve sağlık ile biyoçeşitlilik ve iklim değişikliği birlikte yer almaktadır. COP17 resmî belgeleri arasında da “Biyoçeşitlilik ve Sağlık Faaliyetlerine İlişkin İlerleme Raporu” bulunmaktadır.
Bu yaklaşımın merkezinde Tek Sağlık – One Health anlayışı bulunmaktadır. Tek Sağlık yaklaşımı; insanların, hayvanların, bitkilerin ve ekosistemlerin sağlığının birbirinden bağımsız olmadığını, aksine aynı sistemin birbirine bağlı parçaları olduğunu kabul eder.
Sağlıklı ekosistemler; temiz su ve havanın sağlanmasına, gıda üretimine, doğal tıbbi kaynakların devamlılığına, zararlıların ve hastalıkların düzenlenmesine, iklimin dengelenmesine ve insanların fiziksel ve ruhsal iyilik haline katkı sağlamaktadır. CBD de biyolojik çeşitliliği insan ve hayvan sağlığının önemli çevresel belirleyicilerinden biri olarak tanımlamaktadır.
Buna karşılık habitat kaybı, ekosistem bozulması, kontrolsüz arazi kullanım değişiklikleri, iklim değişikliği ve insan-yaban hayatı etkileşimlerindeki değişimler; zoonotik hastalıkların ortaya çıkması ve yayılması dahil olmak üzere önemli halk sağlığı riskleri oluşturabilmektedir.
COP16’da kabul edilen 16/19 sayılı “Biyoçeşitlilik ve Sağlık” kararı ile Küresel Biyoçeşitlilik ve Sağlık Eylem Planı bu ilişkinin uluslararası politikaya daha güçlü biçimde yansıtılmasını amaçlamaktadır. Eylem Planı; zoonotik hastalıkların önlenmesi, bulaşıcı olmayan hastalıkların azaltılması ve sağlıklı ekosistemlerin desteklenmesi gibi alanlarda Tek Sağlık yaklaşımını temel almaktadır.
Ayrıca biyoçeşitlilik ile sağlık arasındaki ilişkinin yalnızca kavramsal düzeyde kalmaması için bilimsel göstergeler, ölçütler ve ilerleme değerlendirme araçları üzerinde çalışmalar sürdürülmektedir.
Bu nedenle COP17 süreci; doğa koruma ile halk sağlığını, çevre sağlığını ve hastalıkların önlenmesini aynı politika çerçevesinde değerlendirmek açısından da önemli bir fırsat oluşturmaktadır.
GÖNDER İÇİN YENİ BİR ULUSLARARASI ADIM
GÖNDER olarak çevre, ormancılık, sağlık, biyoçeşitlilik, iklim dirençliliği, doğal varlıkların korunması ve sürdürülebilir yaşam alanlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalarımızı ulusal sınırların ötesine taşıyan iş birlikleriyle destekliyoruz.
Bu kapsamda ABD merkezli SIG-NAL, Moldova merkezli LuRenOm ve İspanya merkezli Pau Costa Foundation ile geliştirdiğimiz iş birliklerinin ardından COP17 akreditasyonumuzu, derneğimizin uluslararası çalışma ve temsil kapasitesinin güçlenmesi açısından önemli bir aşama olarak değerlendiriyoruz.
COP17’ye gözlemci sivil toplum kuruluşu olarak katılımımız; küresel görüşmeleri doğrudan takip etmenin yanı sıra kamu kurumları, bilim insanları, üniversiteler, araştırma kuruluşları, yerel yönetimler ve sivil toplum temsilcileriyle yeni temasların kurulmasına da imkân sağlayacaktır.
GÖNDER olarak Türkiye’nin ormancılık, doğa koruma, biyoçeşitlilik, çevre sağlığı, halk sağlığı ve sürdürülebilir ekosistem yönetimi alanlarındaki bilgi ve deneyimini uluslararası paydaşlarla paylaşmayı; aynı zamanda farklı ülkelerde geliştirilen başarılı uygulama ve bilimsel yaklaşımlardan yararlanmayı hedefliyoruz.
Günümüzde çevresel sorunların birbirinden bağımsız değerlendirilmesi giderek daha güç hale gelmektedir.
Ormanların azalması yalnızca biyolojik çeşitlilik kaybına yol açmamakta; iklim değişikliğini, su döngüsünü, hava kalitesini, toprak yapısını ve dolayısıyla insan sağlığını da etkilemektedir. Aynı şekilde iklim değişikliği; türlerin dağılımını, ekosistemlerin dayanıklılığını, yangın risklerini, istilacı türlerin yayılımını ve bazı hastalıkların coğrafi dağılımını değiştirebilmektedir.
Bu nedenle GÖNDER olarak COP17 sürecini dört temel eksenin birlikte değerlendirilmesi açısından önemsiyoruz:
Ormancılık ve ekosistemlerin korunması – Biyoçeşitlilik – İklim dirençliliği – İnsan ve çevre sağlığı.
Bu bütüncül yaklaşımın, gelecekte geliştirilecek ulusal ve uluslararası projeler açısından önemli bir bilimsel ve kurumsal çerçeve oluşturacağına inanıyoruz.
Derneğimiz üyelerinden Hande Hekim, COP17 Konferansı’na GÖNDER’i temsilen katılacaktır. Konferans gündemini yerinde takip ederek uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmeyi, yeni kurumsal temaslar geliştirmeyi ve bu temasları somut, etkin ve sürdürülebilir iş birliklerine dönüştürmeyi planlıyoruz.
BİLGİ PAYLAŞIMINDAN ORTAK PROJELERE
COP17 sürecindeki bilgi paylaşımını ve kurulacak uluslararası temasları yalnızca konferans katılımıyla sınırlı bir faaliyet olarak görmüyoruz.
Bu sürecin; ortak bilimsel araştırmalar, eğitim ve kapasite geliştirme çalışmaları, uluslararası proje başvuruları, saha uygulamaları, biyoçeşitliliğin izlenmesi, habitat ve türlerin korunması, ekosistem restorasyonu, sürdürülebilir ormancılık, yangınlara dirençli ekosistem yönetimi, Tek Sağlık uygulamaları, çevresel risklerin ve sağlık etkilerinin değerlendirilmesi gibi alanlarda yeni iş birliklerine zemin oluşturmasını hedefliyoruz.
Kunming–Montreal Çerçevesi’nin kendisi de teknik ve bilimsel iş birliğini, ortak araştırmaları, kapasite geliştirmeyi ve bilgi paylaşımını küresel hedeflerin gerçekleştirilmesinin önemli unsurları arasında kabul etmektedir.
KÜRESEL GÜNDEMDEN ORTAK GELECEĞE
GÖNDER’in temel yaklaşımı; yerel ölçekte elde edilen bilgi ve deneyimin uluslararası platformlara taşınması, dünyadaki bilimsel gelişmelerin ve iyi uygulamaların ise ülkemizde gerçekleştirilecek çalışmalara aktarılmasıdır.
Biyoçeşitliliğin korunmasını yalnızca doğal alanların veya belirli türlerin korunması olarak değil; sağlıklı ekosistemlerin, sağlıklı toplumların ve gelecek kuşakların yaşam hakkının korunması olarak değerlendiriyoruz.
COP17 akreditasyonumuzu da bu uzun vadeli yaklaşımın önemli bir adımı olarak görüyoruz.
GÖNDER olarak, COP17 sürecinde edineceğimiz bilgi ve deneyimi ve kuracağımız uluslararası temasları; bilimsel iş birliklerine, eğitim faaliyetlerine ve doğayı, insanı ve geleceği birlikte gözeten somut projelere dönüştürmeyi hedefliyoruz.
Geleceği önemsemek; doğayı ve biyolojik çeşitliliği korumak, insan ve çevre sağlığını gözetmek ve sürdürülebilir bir yaşamı gelecek kuşaklara birlikte taşımaktır.
Doç. Dr. servet Birgin İRİTAŞ

