Orman Yüksek Mühendisi ve Kamu Yönetimi Uzmanı İsmail Belen, Altaş TV’de yayımlanan “Yaz Sohbetleri” programında Nazlı Üdül’ün konuğu oldu. Ordu’daki sel ve heyelan risklerinden Türkiye’deki orman yangınlarına kadar pek çok başlığı değerlendiren Belen, afetlerle mücadelede doğru arazi kullanımı, havza yönetimi, erken uyarı ve önleyici tedbirlerin önemine dikkat çekti.
Yaz Sohbetleri | Orman Yüksek Mühendisi İsmail Belen
Altaş TV ekranlarında yayınlanan “Yaz Sohbetleri” programına konuk olan Orman Yüksek Mühendisi ve Kamu Yönetimi Uzmanı İsmail Belen, 2026 yılında yaşanan yoğun yağışlar, sel ve heyelanlar ile orman yangınlarını değerlendirdi. Belen, özellikle Ordu ve Karadeniz’in coğrafi yapısı nedeniyle afet risklerinin yalnızca meteorolojik olaylarla açıklanamayacağını vurguladı.
“Ordu’da mesele yalnızca çok yağmur yağması değil”
Ordu’nun Türkiye ortalamasına göre oldukça yağışlı bir coğrafyaya sahip olduğunu belirten Belen, afet riskinde toplam yağıştan çok yağışın ne kadar kısa sürede düştüğünün belirleyici olduğuna dikkat çekti.
2026 yılının Ordu açısından sıra dışı bir yağış dönemi olduğunu kaydeden Belen, Mayıs ayında Ordu’da 206,7 milimetre yağış kaydedildiğini, ilin bu değerle Türkiye’nin en yüksek Mayıs yağışını aldığını ifade etti. Türkiye’nin 2026 ilkbaharında son 66 yılın en yağışlı ilkbaharını yaşadığını belirten Belen, uzun süre yağış alan toprağın doygunluğa yaklaşmasının heyelan tehlikesini artırdığını söyledi.
Belen, doğal tehlikenin afete dönüşmesinde insan faktörünün de önemli olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yağmuru durduramayız; ama yağmurun afete dönüşme ihtimalini doğru arazi kullanımı, doğru drenaj, havza yönetimi, erken uyarı ve zamanında tahliyeyle ciddi biçimde azaltabiliriz.”
Sel ve heyelanla mücadelede “havza ölçeği” vurgusu
Ordu gibi eğimli ve yoğun dere ağına sahip bölgelerde tek başına istinat duvarlarının veya dere ıslahlarının yeterli olmayacağını dile getiren Belen, çözümün havza ölçeğinde ele alınması gerektiğini söyledi.
Risk haritalarının imar kararlarına bağlanması gerektiğini ifade eden Belen; aktif heyelan alanlarında ve taşkın koridorlarında yapılaşmadan kaçınılması, yol ve şev drenajlarının doğru yapılması, dere yataklarının açık tutulması, üst havzalarda orman ve toprak örtüsünün korunması gerektiğini belirtti.
Belen, yaklaşımını şu sözlerle özetledi:
“Karadeniz’de afet yönetimi, yalnız dereye duvar yapmak değil; havzayı, yamacı, yolu, ormanı ve yerleşimi aynı planın içinde yönetmektir.”
“Orman canlı bir altyapıdır”
Ormanların sel ve heyelan riskinin azaltılmasındaki önemine de değinen Belen, ormanların yağışı tuttuğunu, yüzey akışını ve erozyonu azalttığını, kök sistemleri sayesinde özellikle sığ heyelanlara karşı toprağın direncini artırdığını söyledi.
Ancak ormanın tek başına bütün afetleri önleyemeyeceğine dikkat çeken Belen, özellikle çok şiddetli ve uzun süreli yağışlarda mühendislik çözümleri ile doğal altyapının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Vatandaşlara: “Resmî uyarı geldiğinde davranışınızı değiştirin”
Ani ve kuvvetli yağışlarda vatandaşların dere yataklarından, menfezlerden ve dik yamaçların altından uzaklaşması gerektiğini belirten Belen, su basmış yollara araçla girilmemesi konusunda da uyardı.
Heyelan işaretlerinin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Belen; yeni oluşan çatlaklar, eğilen ağaç ve direkler, yamaçtan yeni su çıkışları veya toprak hareketi görülmesi halinde riskli yapıların terk edilmesi ve yetkililere haber verilmesi gerektiğini kaydetti.
Orman yangınlarında insan faktörüne dikkat çekti
Programda 2026 yazındaki orman yangınlarını da değerlendiren Belen, yangınların önemli bölümünün orman dışı alanlarda başladığına dikkat çekti. 29 Temmuz-2 Ağustos arasındaki dönemde Türkiye genelinde müdahale edilen 314 yangının 192’sinin orman dışı alanlarda çıktığını ifade eden Belen, kırsaldaki yangınların ormanlara sıçrama riskinin yüksek olduğunu söyledi.
Yangınların çıkışında insan faktörünün büyük önem taşıdığını belirten Belen, ihmal ve kazaların öne çıktığını söyledi. Bahçe ve anız ateşleri, kaynak ve taşlama çalışmaları, söndürülmemiş ateşler ve sigara izmaritlerinin sıcak, kuru ve rüzgârlı havalarda büyük yangınlara dönüşebileceğini vurguladı.
“Artık ilk saatler değil, ilk dakikalar önemli”
Yangınla mücadelede müdahale süresinin kritik olduğunu ifade eden Belen, Türkiye’nin 2026 yılında 28 uçak, 119 helikopter, 14 İHA ve 5 bin 600 kara aracıyla güçlü bir kapasiteye sahip olduğunu, ancak hiçbir ülkenin müdahale kapasitesinin sınırsız olmadığını söyledi.
Belen, aşırı sıcak, düşük nem ve kuvvetli rüzgâr koşullarında yangının dakikalar içinde büyüyebileceğine dikkat çekerek, mücadelede yalnızca araç sayısına değil; önleme, erken tespit, yakıt yönetimi, tahliye planlaması ve kara-hava koordinasyonuna da odaklanılması gerektiğini kaydetti.
İklim değişikliği afet riskinin zeminini değiştiriyor
İklim değişikliğinin tek başına her selin veya yangının nedeni olarak gösterilemeyeceğini belirten Belen, buna karşılık daha sıcak atmosferin aşırı yağışlara, sıcak ve kurak dönemlerin ise daha ağır yangın koşullarına zemin hazırladığını ifade etti.
Belen, afetlerde kaybın büyüklüğünü ise büyük ölçüde arazi kullanımı, altyapı kalitesi ve hazırlık düzeyinin belirlediğini söyledi.
Belen’den Ordu halkına üç mesaj
Programın sonunda Ordu halkına seslenen İsmail Belen, üç noktaya özellikle dikkat çekti: Resmî afet uyarıları geldiğinde günlük planların değiştirilmesi, sıcak ve rüzgârlı günlerde yangına neden olabilecek davranışlardan kaçınılması ve yerleşimlerin doğanın işleyişine uygun biçimde planlanması.
Belen sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Ormanı korumak yalnız ağacı korumak değildir; toprağımızı, suyumuzu, köyümüzü, şehrimizi ve nihayet insanımızı korumaktır.”
18 Ağustos 2026-Altas_TV_Yaz_Sohbetleri_2026_Orman_Yanginlari_Sel_Heyelan_Ismail_Belen Altas_TV_Yagis_Sel_Taskkin_Ordu_Karadeniz_Hazirlik_Notu


